Kızılarık Mah.2754 Sok. No:1 İç Kapı No:212 Muratpaşa-Antalya

Üroloji

Üroloji alanında çalışan Türk hekimler, erkek ve kadın idrar yolları ile erkek üreme sisteminde yaşanan hastalıkları tedavi etmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirir. Bazı hastalıklar ilaçla medikal olarak tedavi edilebilirken birtakım hastalık grubunda ise hastanın durumuna göre cerrahi seçeneği değerlendirilir. En sık karşılaşılan ürolojik hastalıklar ve tedavi yöntemleri aşağıdaki gibidir;

Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) İyi Huylu Prostat Büyümesi ve Tedavi Yöntemleri

Erkeklerde yaygın olarak görülen iyi huylu prostat büyümesi, ilerlediğinde üretradan idrar akışını engeller ve buna yönelik kişide semptomlar görülür. Benign prostat hiperplazisi 55 yaş altında her dört erkekten birinde görülürken, 75 yaşına gelmiş erkeklerin neredeyse yarısında izlenir. Hastalığın tedavisi ise semptom ve belirtiler kişiyi rahatsız ettiğinde yapılır. Bunun dışında 55 yaşından sonra erkek hastaların düzenli olarak ürolojik muayeneleri yaptırmaları ve prostat bezi ile ilgili sorunları saptanırsa tedavi edilmeleri gerekir.

Benign prostat hiperplazisinde hastalar sıklıkla idrar yapmakta zorluk, idrar çıkışında azalma, idrara sıkışma, sık idrar yapma, idrar yaptıktan sonra mesanenin tam boşalamaması hissi, gece idrara çıkma (noktüri) gibi belirtiler yaşar. Mesane, tutulan idrara daha fazla duyarlı hale geldikçe erkek hasta idrarını tutamayabilir. Ayrıca mesane tümörlerinde, enfeksiyon ya da taş varlığında da benzer şikayetlerin yanı sıra idrar yaparken ağrı ve yanma oluşabilir. İdrarda kan görülmesi (hematüri), benign prostat hiperplazisinin ilk habercisi olabilir.

Hekim, hastayı muayene ederken BPH ile üretra darlığı, mesane kanseri, mesane taşları, nörojenik mesane ya da pelvik bölgede anomalileri birbirinden ayırmak için birtakım tetkikler yapar.

Benign prostat hiperplazisi tanısı

Benim prostat hiperplazisi tanısı fizik muayene, kan testleri ve radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılarak yapılır. Hekim detaylı bir muayene gerçekleştirerek hastanın yaşadığı belirtileri öğrenir. Tutulan idrar sebebi ile mesanede oluşabilecek genişleme ya da herhangi bir kitle varlığı, muayene esnasında alt karın bölgesinde ele gelir. Ayrıca prostatın büyüklüğü şekli ve kıvamı dijital rektal muayene ile doğru bir şekilde değerlendirilir. Eğer bölgede ele gelen sert bir lezyon varsa prostat kanseri şüphesi doğurur. Üriner bir enfeksiyondan şüpheleniliyorsa idrar kültürü, sonucu açığa çıkarır. 55 yaş üstü erkeklerde yapılması gereken prostat kanseri taraması için ek olarak prostat spesifik antijen (PSA) seviyelerinin ölçülmesi de gerekir. Ancak prostat spesifik antijen (PSA) değerleri tek başına prostat kanseri ya da benign prostat hiperplazisi tanısı için yeterli değildir. Çünkü bu değer her iki durumda da yükselebilir.

Benign prostat hiperplazi tedavisi nasıldır?

Benign prostat hiperplazisi nedeniyle üretrada meydana gelen darlık hastada ciddi semptomlara yol açabilir ve bu durum cerrahi bir müdahaleyi gerektirir. Ayrıca;

• Mesanenin yeteri kadar boşalamaması
• İdrar isteğinden sonra idrar yapamama
• Mesane taşları
• İdrarın mesanede birikmesi
• Tekrarlayan şiddetli hematüri atakları
gibi şikayetler hastanın prostat bezine, mesanesine ya da böbreğine zarar verdiği için tedavisi acil cerrahidir. Türk üroloji uzmanları benign prostat hiperplazisi ya da prostat kanseri hastalarının yaşadıkları şikayet derecesine göre ilk olarak 5 alfa redüktaz inhibitörleri ve alfa adrenerjik blokerler ile ilaç tedavisi denemektedir. Eğer problem gerilemezse bu durumda aşağıdaki cerrahi seçenekleri uygulanır;

• Prostatın monopolar ve bipolar transüretral rezeksiyonu (TURP)
• Robotik prostatektomi (robotik cerrahi yöntemiyle prostat bezinin çıkarılması)
• Prostat üretral kaldırma (PUL)
• Transüretral mikrodalga tedavisi (TUMT)
• Prostatın transüretral iğne ablasyonu (TUNA)
• Lazer tedavisi
1.Prostat Kanseri

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Kansere bağlı ölümlerde ikinci sırada yer alır.

Prostat erkeklerde bulunan, ceviz büyüklüğünde, mesanenin altında yerleşmiş, üreme faaliyetleri için gerekli olan salgıları üreten bir organdır.

İlerlemiş vakalarda etraf dokulara yayılım yapabilir.

Tanıda prostat muayenesi, PSA testi, prostata özel Multiparametrik MR, biyopsi gibi yöntemler kullanılmaktadır.

Tedavide Thulıum Lazer, Fokal Hıfu, Nanoknife ve Robotik Cerrahi yöntemleri başarıyla uygulanmaktadır.

Uygun vakalarda radyoterapi (ışın) ve kemo-hormono (ilaç) tedavileri de uygulanabilir.

Böbrek kanseri vakalarının yüzde 90’ını Renal Hücreli Karsinomlar(RCC’ler) oluşturur.

Tüm kanserlerin yüzde 2.5 kadarını oluşturur. Çoğunlukla 50 yaşının üzerindeki erkek hastalarda görülür.

Belirtileri idrarda kan, böbrek bölgesinde hissedilen kitle, bel bölgesinde şiddetli ağrı şeklinde ortaya çıkabilir.

Tanıda; ultrasonografi, bilgisayarlı tomogrofi (CT) ve MRI yol göstericidir.

Daha detaylı bilgi gerektiğinde biyopsi yöntemi de uygulanır.

Tedavide etkili yöntem cerrahi olup, mümkün olduğunca normal böbrek dokusunu koruyarak kanseri ortadan kaldırmaktır. Günümüzde Da Vinci Robotik Cerrahi, ameliyatlarda hastaya ve hekime büyük yararlar sağlamaktadır.



Mesane Kanseri ve Tedavi Seçenekleri

Mesane karın alt bölgesinde bulunan ve idrar depolayan kaslı, içi boş bir organdır. Mesanede kanser öncülleri, genellikle ürotelyal hücrelerde başlar. Ürotelyal hücreler sadece mesanede değil böbrek ve üreterde de bulunur. Hastalık genel olarak erken bir aşamada teşhis edilmekte ve başarılı bir şekilde Türk hekimler tarafından tedavi edilmektedir.

Mesane kanseri belirtileri ve nedenleri nelerdir?

Mesane kanserindeki hücrelerde bulunan DNA’larda mutasyonlar geliştiğinde kanser ortaya çıkar. Anormal hücreler normal vücut dokusunu istila eder ve burada bir tümör oluşturur. Zamanla organdan uzak bölgelere metastaz yapabilir. Mesane kanseri türleri hücrenin tipine göre değişir. Üretelyal karsinom, squamoz hücre karsinomu ve adenokarsinom başlıca mesane kanseri türleridir. Hastalığın belirtileri arasında;

  • İdrarda kan görülmesi
  • Sık idrara çıkma
  • İdrarın ağrılı bir şekilde yapılması
  • Sırt bölgesinde ağrı yer alır.

Mesane kanserinin dünya genelinde görülme sıklığı diğer kanser türlerine göre düşük olsa da risk faktörleri için dikkatli olunmalıdır.

  • Sigara içmek
  • Yaşın ilerlemesi
  • Erkek cinsiyet
  • Kimyasallara maruz kalma
  • Siklofosfamid gibi kanser için kullanılan ilaçlar
  • Pelvis bölgesine yönelik radyasyon tedavisi
  • Kronik mesane enfeksiyonları
  • Kişinin önceden geçirdiği kanser öyküsü ve ailede kanser hastalığının varlığı bilinen temel risk faktörleri arasındadır.

Mesane kanseri tanısı ve tedavisi

Mesane kanserini teşhis etmek amacıyla hekim, sıklıkla üretradan sistoskopi adı verilen küçük, dar bir tüp yerleştirerek organı kontrol eder. Eğer şüpheli bir lezyon varsa buradan örnek alınarak (biyopsi) patoloji laboratuvarına gönderilir. İdrar sitolojisi yani idrar örneğinin hücresel olarak incelenmesi ve analiz edilmesi mesane kanseri teşhisinde oldukça önemlidir. Görüntüleme yöntemlerinden bilgisayarlı tomografi veya retrograd pyelografi tanıda oldukça faydalıdır.

Mesane kanserinin teşhis edilmesinden sonra derecesine göre hekim, cerrahi tedavi yöntemini kullanabilir. Ameliyat esnasında cerrah, kanser hücrelerini çıkararak tam bir kür sağlanmasına yardımcı olur. İntravezikal kemoterapi ile tedavinin mesane kanserinin sadece düşük dereceleri için faydalı olduğu gösterilmiştir. Bunun yanında sistemik kemoterapi, radyasyon tedavisi ve immünoterapi metodları da oldukça yararlıdır.



Karaciğer kanserleri karında şişkinlik, ciltte sararma, kaşıntı, sağ tarafta sırta vuran ağrı, kilo kaybı, iştahsızlık, ateş, geceleri terleme gibi bulgularla ortaya çıkar.

Tanı ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi(CT) ve manyetik rezonans(MR) ile konulabilir.

En etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Diğer tedavi yöntemleri; kemoterapi, radyoterapi, tümörün yakılması(ablasyon) veya nükleer tıp tedavileridir.



Pankreas kanseri teşhis ve tedavisi zor bir kanser türüdür.

Daha çok 60 yaş üstü kişilerde görülmektedir.

İlk evrelerde belirti gözükmeyen, sinsi bir kanser türüdür.

Karnın üst bölgesinde bir rahatsızlık hissi ve iştahsızlık görülür.

Kan testleri, PET taraması, ultrasonogrofi, MR en aydınlatıcı tanı yöntemleridir.

Başka bölgelere yayılmadan teşhis edilmiş ise ve hastanın durumu uygunsa cerrahi müdahale birincil tedavi şeklidir.

Pankreas kanseri cerrahisinde kullanılan Whipple yöntemiyle, safra kesesi ve safra kanalının bir bölümü, pankreas yakınlarındaki lenf yolları, pankreasın baş ve gövde kısmı, ince bağırsağın duodenum bölümü ve midenin bir bölümü alınır. Teknik olarak zor bir yöntem olan Whipple ameliyatını bu alanda uzmanlaşmış cerrahlarımız başarıyla yapmaktadır.



En çok yaşam kaybına sebep olması ve dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişide tanısı konması nedeniyle çok önemli bir kanser türüdür.

Kadın erkek arasında görülme sıklığı açısından fark yoktur.

Kolorektal kanserlerin başlangıcı bağırsak içindeki polip adını verdiğimiz hücre büyümeleridir. Başlangıçta hiçbir belirti vermeyen polipler kanserleşmeye başladıkça;

• Kabızlık veya ishal şeklinde dışkılama değişiklikleri
• Kansızlık
• Dışkıdan kan gelmesi
• Karın ağrısı, iştahsızlık ve kilo kaybı, yakınmalarına sebep olurlar.

Tanıda;

• Kolonoskopi sırasında alınan örneklerin patolojik incelenmesi
• Kan testleri
• Dışkıda gizli kan tetkiki
• Bilgisayarlı tomogrofi(CT), ultrasonografi, manyetik rezonans (MR), PET taraması gibi yöntemler kullanılır.

Cerrrahi, kemoterapi ve radyoterapi en sık kullanılan tedavi yöntemleridir. Cerrahi tedavide laparoskopik ve robotik girişimler başarıyla uygulanmaktadır.
Uygun vakalarda kemoterapi ilaçları ve bazı hedefe yönelik ilaçlar kullanılmaktadır.

Erkek İnfertilitesi (Erkekte Kısırlık) Nasıl Tedavi Edilir?

Dünya üzerinde yaklaşık olarak her 7 çiftten biri kısırdır. İnfertil (kısırlık) durum bir sene boyunca sık ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamamayı ifade eder. Çocuk sahibi olamayan çiftlerin neredeyse yarısı erkek infertilitesi sebebiyle tedavi altına alınmaktadır.

Erkekte kısırlığın nedenleri
Erkekte kısırlık probleminin görülmesi ve bunun tedavi süreci kadınlara göre daha karmaşık bir yolculuğu kapsar. Bir erkeğin çocuk sahibi olabilmesi için;
• Sağlıklı bir şekilde sperm üretebilmesi
• Üretilen spermin meni adı verilen sıvıya taşınması
• Menide yeterli sayıda spermin olması
• Spermin fonksiyonel ve hareketli olması gerekir.
Yukarıda bahsedilen kısırlık nedenleri arasında erkekte varikosel, enfeksiyon, ereksiyon sorunları, sperm hücrelerine saldıran antikorlar, tümörler, inmemiş testis varlığı, hormon dengesizlikleri, spermi taşıyan tübüllerde meydana gelen anormallikler, kromozom hastalıkları, erektil disfonksiyon, çölyak hastalığı, vazektomi gibi önceden geçirilen ameliyatlar ve bazı ilaçlar sayılabilir. Çevresel nedenler olarak endüstriyel kimyasallar, kurşun gibi ağır metallere maruz kalma, radyasyon ya da X ışınları, testislerin aşırı derecede ısınması örnek verilebilir.

Risk faktörleri arasında ise;
• Sigara ve alkol kullanımı
• Aşırı kilolu olmak
• Geçirilmiş enfeksiyonlar
• Testislerde görülen travmatik durumlar
• Orak hücreli anemi gibi kronik hastalıklar
• Kanser tedavisi yer alır.

Erkekte kısırlığın tanı ve tedavisi
Bir sene boyunca düzenli cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamayan erkeklere hekim, genel bir fizik muayene yapar ve tıbbi öyküyü almaya yönelik sorular yöneltir. Fizik muayene esnasında doğurganlığı etkileyebilecek kalıtsal hastalıklar, kronik sağlık sorunları, yaralanmalar, geçirilen enfeksiyonlar sorgulanır. Bunun yanında semen analizi de gereklidir. Bu analiz sayesinde menide yeteri kadar spermin varlığı, boyutları ve spermlerin hareket yeteneği değerlendirilmektedir.
Skrotal ultrason testisleri görüntülemek amacıyla yapılır. Transüretral ultrason ise prostat bezinin ve meniyi taşıyan tüplerdeki tıkanıklıkların kontrol edilmesinde yardımcıdır. Hormon testleri, idrar analizi, genetik testler, testis biyopsisi ve özel sperm fonksiyon testleri de erkekte kısırlığın nedenleri araştırılırken hekime önemli ipuçları verir.
Erkekte kısırlığı tedavi etmek için anatomik ya da fonksiyonel bir bozukluk yoksa sperm sayısını ve kalitesini iyileştirmek amacıyla hekim C ve E vitamini, selenyum, L-karnitin, folik asit ve çinko kombinasyonları gibi takviyeler kullanmasını hastaya tavsiye edebilir. Kısırlık problemine karşı medikal bir tedavi seçeneği düşünülüyorsa bu durumda kemoterapötik ajanlar, psikotrop ilaçlar, kalsiyum kanal blokerleri, alfa blokerler, uzun etkili kortikosteroidler, 5 alfa redüktaz inhibitörleri ya da testosteron tedavisi uygulanabilir. Bunun yanında cerrahi olarak varikoselektomi ve testis sperm ekstraksiyonu (TESE) yapılabilir. Ayrıca kadın yumurta hücresine intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu yapılarak çiftin bebek sahibi olması diğer bir tedavi seçeneğidir. Bu işlem tüp bebek prosedürünün bir parçasıdır.


Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Veri Politikamızı / Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.